Dalmaçya Kıyıları (Bosna & Hırvatistan & Karadağ)
Çok keyif alacağınız harika bir rota, özellikle Mayıs-Eylül döneminde ideal! Bizim gibi arabayla yolculuk edecekseniz 4 kişi çok ideal, hem masrafları bölüşmek hem de fazla sıkışmamak için. Karayolundan gitmenin tek derdi sınır kapılarındaki giriş çıkış, pasaport işlemleri, bir miktar vakit kaybettiriyor.
İstanbul’dan Saray Bosna’ya hareket ettik. İlk durağımız, Hırvatistan’ın Korçula adası. Alandan arabamizi kiralayip, Mostar koprusu uzerinden Korculaya gitmek uzere yola koyulduk. Mostar’a kadar yol 2 saat sürüyor… Yol cok keyifli, yemyesil bir bitki örtüsü ve duru bir nehir esliginde suruyoruz. Mostar koprusu ve etrafindaki irili ufakli magazalar civarinda gezinip, meshur koftesinden yeyip, yolumuza devam ediyoruz. Bosna’da para birimi Mark, yanımızda Euro vardı, ordan bozdurduk. 1€ = 2Mark. Ancak turistik oldugu icin Euro buralarda kabul ediliyor. Hırvatistan’ın para birimi ise Kuna. 1€ = 7,60 Kuna
Korçula ada oldugu icin Orebiç’ten feribota binip karsiya geciyoruz, feribot genelde saat basi var ama yine de gitmeden internetten saatlerine bakmanizi tavsiye ederim, 20 dakika suruyor. Feribottan iner inmez otelimizin yolunu tutuyoruz, bavullardan kurtulduktan sonra, cikip Old town’da biseyler icip odamiza donuyoruz.
Sabah uyanip da sehri gunduz gozuyle gezince Korculaya hayran kaldik. Arabayi parkedip, butun dar sokaklara girip ciktik, fotograf cekmeye doyamadik. Zaten kucucuk oldugu icin heryerini gezdigimizden iyice emin olduktan sonra ordan arabayla 10 dakika mesafede olan Lumbarda’ya denize girmeye gittik. Lumbarda denize girmek için en elverişli yerlerden biri.
Aksamustu Starigrad icin feriye binip, once Drvenik’e (yaklasik 2,5 saat)gidip ordan da Starigrad’a giden feriye bindik(35 dakika). Aksam yemegine Pinettaya gittik, downtownda ara sokakta oldukca basarili bir restaurant; et, balik, risotto ve makarna alternatifleri sunan zengin ve cok leziz bir menusu var, mutlaka tavsiye ederim. Kisi basi yaklasik 20€ . Yemekten sonra Starigrad’in en unlu ve sanirim tek eglence mekani olan Bonj Beach Cluba gittik. Bir bira 18 Kuna. Sabah 4 e kadar muzik devam ediyor.
Sabah planimiz erkenden uyanip Hvara gitmekti, burdan sadece 17 km uzakta, ancak yilin en cok gunes goren adasi olmasina ragmen sansimiza hava gok gurultulu sagnak yagisliydi. Oysa deniziyle ve plajlariyla cok meshur olan Hvar’da denize girmek icin baska gunumuzde olmamasi bizim icin cok uzucu oldu, ama sonucta siz giderseniz mutlaka Hvardan denize girin. Cevresinde bir cok minik ada ve o adalara getir gotur yapan deniz taxiler var. Carpediem en unlu adasi, geceleri 2.00 ’den sonra da sabaha kadar eglenmek isteyenler icin yegane mekan.
Biz yagmur dindikten sonra aksamustu ulastik Hvar’a. Önce kalenin oldugu tepeye cikip resim cektik, sehre tepeden bakmak icin cok ideal, manzara harika. Sonra asagi inip oldtownu gezdik, gezmeye doyamadik, buyuleyici bir yer. Birbirinden guzel restaurantlar, cafeler barlar…aksam yemegini ordaki restaurantlardan birinde yeyip, tam merkezde dizi dizi siralanmis kiyi barlardan Nautica’ya oturduk. Kalavanda diye ara sokakta bi bar daha var, oraya da bakmanizi tavsiye ederim. Hayat gece 2.00’ ye kadar civil civil burda, sonrasinda Carpediem’e giden botlara binip geceye devam ettik. Carpediem giris kisi basi 150 kuna. Adaya gecmeyenler icin Pink Champaign diye unlu bir gece klubu var, oranin da girisi 150 kuna.
DUBROVNIK
Dubrovnikte genelde oldtownda kalmaniz önerilir ancak kale ici cok merdivenli oldugu icin ve bizim de hatri sayilir buyuklukte bavullarimiz oldugundan old towna 20 dakika yurume mesafesinde bir otelde kaldik.
Adriatic Apartments. Manzarasi muhtesemdi. Bavullari birakip hemen oldtowna gittik. Daracik, merdivenli sokaklar, o sokaklarin birleştigi avlular, her sokakta dizi dizi cafe, restaurant, butikler, katedraller, meydanlar, sokak muzisyenleri…kale icine kurulan eşsiz bir sehir Dubrovnik. Kalenin kapisina gelmeden hemen önce manzarasiyla ve yemeklerinin lezzetiyle unlu Dubravka var, bize cok tavsiye edildiyse de biz kale icinde deniz mahsulleriyle ünlü olan Lokanda Peskaria’ ya gittik, cok keyifliydi; midye, kalamar, karidesli paella soyledik. İlerleyen saatlerde harika bir Irish puba gittik. Zaten kale icinde bir tane var, adı Karaka Irish Pub, kime sorsaniz gosterir. Kalenin hemen disinda Sky bar var, daha turistik, biz gidemedik ama tavsiyelerden biriydi. Denize girmek icin tekne turlari var, sizi civardaki adalara goturuyorlar, bizim vaktimiz olmadigi icin kalenin hemen disindaki EastWest Beach Cluba gittik. Plaj girisi yoktu ama icerde sezlong semsiye falan ucretliydi.
Kotora gitmek uzere yola koyulduk. Yol uzerinde yaklasik 30 dakika sonra Cavtat denilen çok şirin bir sahil kasabası var. Lonely Planet’ in tavsiyesiyle Konoba adında bir restaurantta harika deniz ürünleri yedik ve yolumuza devam ettik.
KOTOR
Kale icine kurulu bir sehir, gece geldigimiz icin o kalenin aydinlatmasi bizi buyuledi. Gece oranin hatta avrupanin en iyi kluplerinden oldugu iddia edilen Maximus’a gittik. Kale icinde oldukca buyuk ve tekno calan bir mekan. Cok kalabalik ve cok genc kitle vardi, en ilginci alkol tuketiminden ziyade herkesin su içiyor oluşuydu ve (!) herkesin kafasi cok guzeldi.
Hipocampus kale icindeki en guzel otellerden biri, orda kalmadik ama mukemmel kahvaltisini ettik, personel de cok kibar ve yardimseverdi. Kale icini, daracik sokaklari yurudukten sonra Bandiera Cafe de biseyler ictik, tavsiye ederim cok keyifli bi yerdi. Kalenin hemen disinda pazar yerini gezdik, peynir ve kuru et ozellikle favori. Kotordan Perast’a dogru yola ciktik, Perast sadece 350 kisilik nufusu olan minik bir sahil kasabasi, Kotora yalnızca yarim saat uzaklikta. Karsisinda 2 tane ada var. Biri tamamen agaçlık cünkü mezarlik, digerinde ise kilise var. Bu adalardan mezarlik olmayanina botlar kalkiyor, gidip gormenizi tavsiye ederim. Perasttaki kucuk molamizdan sonra Budvaya geldik. Burda da old town kale icine kuruluydu ama tabi Kotorla kiyaslanmayacak kadar kucuk. Oldtownun hemen disindaki cafe Hemingway’de mutlaka yemek yeyin, kahvenizi ya da biranizi kale icindeki dev cam agacinin golgesindeki casper cafede alin, gece Budva’nın meşhur hatırı sayılır büyük diskoteği Trocadero’ya gidin, inanın pişman olmayacaksınız.
Ertesi gün Budva’dan arabayla Saraybosna’ya kadar uzun bir yolculuk yaptık. Sadece şehrin merkezini gezebilecek vaktimiz vardı, neyse ki meşhur boşnak böreğiyle Trileçe tatlısının tadına bakabildik.
Camisiyle, insanlarıyla, meydanda yem atılan güvercinleriyle çok tanıdık manzaralar gördük ve uçağımıza binip, 7 gece-8 günlük seyahati bitirdik. Gerçekten olağanüstü bir rotaydı, henüz yapamadıysanız, mutlaka ilk fırsatta tavsiye ederim. Ben tekrar gitmek isterim, hatta araba kiralamadan sadece deniz ve hava yoluyla da denemek isterim. Eminim daha rahat ve daha az yorucu olacaktır.
Kategori : GEZİLERİM











Yorum Yaz