2 Günde Roma

Buram buram yaşanmışlık kokan, tarihi şehir ROMA. Artık klişeleşmiş bir tabir olan açık hava müzesi benzetmesi illa ki bu kadar doğru bir tespittir. Yüzlerce hatta bazen binlerce yıldan sözetmek mümkün, Roma’nın her bir taşı için. Ben sadece 2 tam dolu günde yapılabilecek maksimum gezimi yaptım, o nedenle bu yazı biraz özet ama aslında tadına baktırır, hatta damağında bıraktırır bir yazıdır.

Hava alanından Roma’ya gitmenin üç yolu var, birincisi trenle 14 Euroya Termini istarsyonuna gelmek, ya da shuttle ile 4-5 Euroya gelmek ya da kalabalıksanız taksiyle 45 Euroya gelmek. Biz shuttle alternatifini bilmediğimiz için metroyla Termini’ye geldik. Ordan sadece bir durak metroyla gidip Cavour durağında indik ve 50 metre yürüdükten sonra kiraladığımız dairenin önüne gelmiştik. Yeri de dairemiz de çok güzeldi, o yüzden özellikle tavsiye etmek istiyorum. www.only-apartments.com’dan “In the Heart Of Rome” adıyla Via Leonina 26 nolu adreste kaldık.

Öncelikle Roma’yı gezmenin bence tereddütsüz tek şartı yürümek…Geçtiğiniz her sokak, her kaldırım taşında, her köşe başında bir yapıt gizli. Asla sıkılmayacağınızı garanti ederim. Yeter ki doğru noktadan başlamanın püf  noktasını keşfedin. Ben Roma’yı gezerken ara sokaklarda çokça kaybolup, çok kez adres sormak için yolda insanları durdurmak zorunda kaldım. Bir zaman sonra attığınız her adım yorgunluk olduğundan, o kaybolup boşa yürümeler, çok ağır geliyor. O nedenle, kaybolmamak için kendimce kolay bir yol keşfettim. Aslında herşey bir caddenin üzerinde ve ara sokaklarında olup bitiyor. Ayrıca yürümesi de oldukça zevkli, mağazalarla dolu hareketli bir cadde. Yalnız öncesinde turumuza Collesium’dan başlamamız gerekiyor. Collesium için metroyla ulaşım çok kolay bir alternatif. Collosseu durağında indiğiniz anda, antik Roma’nın ölüm arenası tüm heybetiyle karşınıza çıkıyor. Burdan tüm forumu yürüyerek kendinizi Piazza Venezia’da bulabilirsiniz. Burası bahsettiğim caddenin başlangıç noktası aynı zamanda. Via Dell Corso, oldukça uzun ve  geniş bir alışveriş caddesi. Tabi sadece boydan boya yürüyerek değil. Sağlı sollu aralara girerek. Sanki anlaşmış gibi herşey bu caddenin ara sokaklarında gizlenmiş.
1Yukarıdaki haritadaki çizimimden de anlayacağınız gibi, Piazza Venezia’dan (Venedik Meydanı) devam ediyoruz. Burası Roma’nın turistik meydanlarından biridir. Meydanda gezip görülebilecek bir çok kıymetli eser yer alır. Bunlardan biri Piazza Venezianın hemen solundaki Victor Emanuel II’in heykeli dir. Bu heykel İtalya’nın birleşmesini kutlamak amacı ile yapılmıştır. Meydandan direk Via Dell Corso’ya girerek devam ediyoruz. Sol kolda Via Dell Seminario’dan sapıyoruz. Antik Roma mimarisinin en önemli öğeleri arasında bulunan Pantheon Tapınağı’ na geliyoruz. Tam 2000 yıllık olan bu eser, Roma’nın en eski ve büyüleyici mimarisine sahiptir. ‘Tüm tanrıların yeri’ anlamı taşıyan Pantheon, müzisyen Arcangelo Corelli, ressam ve mimar Baldassare Peruzzi ve ressam ve mimar Raphael’in de yakılışına sahne olmuştur.
2Hemen Pantheon’un arkasında oklarla Piazza Novana’yı takip edin, yaklaşık 200 metre kadar daha yürüdükten sonra heykeller ve çeşmelerle bezenmiş, ihtişamlı kocaman bir meydan karşınıza çıkacaktır. Hava güzelse meydanda ressamlar, müzisyenler, falcılar, sokak çiçekçileriyle dolu hareketli; rengarenk butikleri, cafeleri, restaurantlarıyla çevrili bu güzel meydanda oturup, meydanın güzelliğini insan trafiğini izleyebilir veya cafe-restoranlarda oturup bir şeyler yiyip içebilirsiniz. Buradaki mekanlar turist tarifesine uygun şekilde pahalı olduğu için bütçeniz kısıtlıysa oturduğunuz yerde sadece kahve veya şarapla yetinerek yemeği ara sokaklardan birinde yemenizi tavsiye ederim. Buraya vaktiniz varsa gece de gelmenizi ayrıca öneririm.
3Yeterince dinlendiyseniz lütfen geldiğiniz ana cadde Via Dell Corso’ya geri dönün. Bu sefer sağ kolda Via delle Muratte ‘den içeri girin. Dünyanın en ünlü çeşmelerinden biri olan Fontana di Tirevi (Aşk Çeşmesi) huzurlarınızda. Aşk Çeşmesi’nin Türkçe’deki tam karşılığı Üçyol Çeşmesi’dir. Heykellerle süslü bu çeşme, Roma’nın en ünlü ve en turistik yerlerinden biridir. Çeşmeye arkanızı dönüp, omzunuzun üstünden çeşmeye para atarak dilek dilemeniz adettenmiş.
Largo Chigi Via Dell’den tekrar ana caddemize (Via Dell Corso’ya) çıkıp biraz daha ilerliyoruz ve sağda en şık ve pahalı alışveriş markalarının olduğu Via Condotti’den sapıyoruz. Karşımızda tüm görkemiyle Piazza di Spagna (İspanyol meydanı). İspanyol konsolosluğunun orda bulunması nedeniyle bu ismi aldığı söylenmekte. Kocaman çeşmesi ve meşhur merdivenleriyle, buluşma noktası olduğu kadar, her daim turist akınına da uğruyor. Hele hava güzelse o merdivenler hep dolu ve cıvıl cıvıl.
4İspanyol merdivenlerinden, tekrar ve son kez Corso’ya geri dönüyoruz ve ta ki cadde bitene kadar yürümeye devam ediyoruz. Caddenin sonunda bizi Piazza del Popolo karşılıyor. Popolo Meydanı, halkın meydanı anlamına gelen ismine uygun şekilde insanlarla dolup taşan büyük bir meydan. Bu meydanın tam ortasında Mısırdan getirilmiş bir dikilitaş var. Tam bu dikilitaşın size bakan tarafına yüzünüzü döndüğünüzde sağ tarafınızdan yukarıya doğru merdivenler göreceksiniz. Eğer son bir gayretle orayı tırmanırsanız, söz veriyorum pişman olmayacaksınız. Burası Roma’nın en gizli, muazzam bahçelerinden biri olan Parco Borghese. Burdan aşağıya baktığınızda hem harika fotoğraf kareleri elde edeceksiniz. Hem de ağaçların gölgesinde, bir bankta oturup dinlenme fırsatı bulacaksınız.
Akşam yemeği için çok iyi bir tavsiyem var. Bütün gün turistik yerlerde gezdikten sonra, Roma halkının tercih ettiği, asla turistik olmayan, ekonomik, enfes yemekleri olan bir mekan. Şarap menüsü ve oldukça tatmin edici porsiyonları var. Makarnaları ve pizzaları leziz ama bunun yanı sıra pek çok et yemeği seçeneği de var. Da Bucatino, adresi : Via Lucca della Robbia 84

5Roma’ya gelmişken görülmezse olmazlardan biri de Vatikan şüphesiz. İkinci gün, metrodan kırmızı hatta binip, Ottaviano “San Pietro” ya da bir sonraki Cipro Musei Vatican duraklarından birinde inip, çok rahat ulaşabilirsiniz. Vatikan’ın ihtişamından etkilenmekteyken, dikkatinizi çekecek olan kuyruk da sizi bir o kadar hayrete düşürebilir. Ama pes etmek yok, içeri girince bana hak vereceksiniz, ayrıca korkmayın sıra çok hızlı ilerliyor. Vatikan’a giriş ücretsiz, sadece sıkı bir üst baş, çanta araması yapıyorlar. Kolsuz ve kısa şortla içeri almıyorlar, ona göre giyinmenizi önemle tavsiye ederim. Müzeye girmek (Giriş: 7 Euro) ya da tepeye tırmanıp, 500 basamak çıkmak isterseniz (kısmen asansörlü olanı  7 Euro, sırf merdiven çıkarsanız 5 Euro) ki bence herkes bir kere bu çılgınlığı yapmalı ve gelmişken tepeden o manzarayı seyretmeli, tavsiye ederim.
6Vatikan’dan sonra yolumuz Trastevere’ye düşüyor. Trastevere Roma’ya gelmişken kesinlikle görülmesi gereken şehrin en eski semtlerinden biri. Ortaçağda Yahudi mahallesi, 60’larda ressamların, müzisyenlerin rağbet ettiği, şimdilerde ise Romalılar’ın yaşadığı dar ve kalablaık sokaklarıyla ünlü, her daim hareketli muhteşem bir yer. Trastevere, Tevere nehri’nin karşısında kalan anlamındadır. Sisto köprüsünden geçerek kısa bir yürüme mesafesiyle ulaşılabilir. Ancak biz zaten Vatikan’dan geçtiğimiz için hali hazırda nehrin diğer tarafındaydık, sadece biraz fazlaca yürümüş olduk. Buraya metro gitmiyor, otobüs ya da taksi alternatifleri mevcut. Vatikan’dan gidecek olursanız taksi 7-8 Euro tutuyor. Trastevere hem gündüz hem gece yaşanması gereken bir yer, eğer vaktiniz varsa öğleden sonra gidip bütün geceyi orda geçirin, sıkılmayacağınızı garanti ederim. Her ara sokakta renk renk fularlar, gümüşçüler, renkli taşlar satan bizim Ortaköy’ü aratmayan tezgahlar, şirin orjinal butikler ve eskimiş, yamalı ama ille de çiçeklerle dolup taşan, penceresinde çamaşırlar asılı, kırık dökük binalar…Restaurantlar, publar, cafeler tıklım tıklım canlı ve eğlenceli. Yemek yeme kısmına gelirsek, geziniz boyunca yediğiniz fiyatların yanında çok komik rakamlara çok lezzetli yemekler yiyorsunuz. İlerleyen saatlerde de canınızın çektiği bir bara oturup içkinizi yudumluyorsunuz. Akşam yemeği için olduk.ça lezzettli ve ucuz şarap menüsü olan bir alternatif Ponentino. Çok şirin bir bahçesi var, hava güzelse mutlaka orda oturun, çok talep olduğu için zaman zaman kapıda sıra beklemek zorunda kalabilirsiniz. Biz gittiğimizde servis kalitesi pek bir yavaş ve aksaktı ama buna rağmen tavsiye ediyorum. Adresi: Piazza del Drago, 10, 00153 Roma

7İlerleyen saatlerde çok güzel şaraplar içmek isterseniz; Vino Allegro ‘ya gitmenizi tavsiye ederim. Adresi; Piazza Giuditta Tavani Arquati, 114, 00153 Roma
Evet dolu dolu iki gün Roma’da böyle geçti, onca pizza, makarna ve dondurma ancak bu kadar yol yürüyerek eriyebilirdi, ya da bunca yol ancak onların enerjisiyle çekilebilirdi. 

Kategori : GEZİLERİM

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Blue Captcha Image
Refresh

*